Burada size Sokrates'in savunması adlı kitabı okudum ve burada gözüme çarpan bazı cümleleri yazarak açıklayacağım. Sokrates denince aklıma ilk şunlar geliyor. Sokrates, ''dünya kuralları olan toplum inancına güvenip onu doğru say ve kabul et'' ilkesine uymamıştır, kendi toplumunun hatta ailesinin inancını sorgulamıştır, Sokrates'in yaşadığı dönemde yunanistan yunan mitolojisi dediğimiz dinin inancı taşımaktaydı, ama Sokrates burdaki dinin baş tanrısı olan Zeusa boyun eğmedi ve onu yalanladı, ve yargılanmasınında asıl sebebi bu idir. Sokrates tamamen kafasını kullanarak tanrı'nın bir olduğunu inandı, ve hep bunu herkese anlatmak istedi. İşte kısaca ilk aklıma gelen bunlardır. Şimdi altını çizdiğim cümlelere gelelim. Dostları ve özellikle öğrencisi Kriton'un kaçırma teklifleriniyse ''70 yıldır karşı çıkmadığım Atina yasaları şimdi beni ölüme mahkum etti diye kaçarsam kendimle çelişkiye düşer ve savunduğum ahlak ilkelerine de karşı gelmiş olurum.'' diyor bence bu cümle çok önemli burada Sokrates Erdemlik Erdemlik Erdemlik diye bas bas bağırıyor. Bana bilge dediler çünkü başkalarının bilgisizliğine ortaya çıkarırken benim bilge olduğumu zannettiler. bakın burada da ilginç bir durum var Sokrates gerçektende mütevazi birisi mi yoksa başkaları beni iyi olarak bilsin diye bilerek mütevazilik rolü mü yapıyor. bir kişi tanrısal varlıklara inanıpta tanrıya inanmama gibi şansı var mıdır ? Evet burdadaki cümledede dünya çok ilginç diyorsan tanrıya inanmak zorundasın mesajını vermek istemiştir o dönemdeki aptal Atinalılara.