Kant'ın Hayati Ve Genel Düşünceleri
Geri Dön EN ANA SAYFA HAKKIMDA BLOG SAYFAM

Kant'ın Hayati Ve Genel Düşünceleri


Doğu Prusya yani Almanya Konisberg’de öldü ve doğdu. Görünüşe bakılırsa her etkili düşünürün çocukluk dönem tarzı dine ağırlıklıdır. Ve Kant’da Skolastikle doğmuştur. 1740’da Konigsberg Üniversitesine gitti. Hocasının ismi Martindir. Dr. Martin aşırı derecede Kendisinden baya bir önce yaşayan Wolff hayranıdır. Kant onun yanında Wolff’u ve Doğa bilimini öğrendi, ve hocası gibi ondan etkilendi. Böylelikle gelecekteki varacağı zirveye çıkması için ilk geçmesi gereken aşamadan geçmiştir. 1747’de ise ilk eserini yani ‘’Canlı….Düşünceleri’’ çalışmasını dünyaya sunmuştur. Kant hayatındaki ilk geçimini Özel öğretmenlik yaparak sağlamıştır. 1755’de Daha önceden okuduğu Üniversitede akademisyenliğe başlamıştır. Bu süre içerisinde de Gök kuramı çalışmasını da yayınlamıştır. İlk olarak sayısal düşünürler olarak nitelikli olan Leibniz ve Descartes üzerinde baya bir düşünmüştür. Ve bilmeyerek Loplace kuramını temelini atmıştır. 1770’de duyular üzerine bir eser daha yayınlamıştır. Ve akademisyenlik yaptığı üniversite onu o arada Üniversitenin Metafizik bölümünde yetkilendirdi. Yaklaşık kendisini 11 yıl boyunca kendisini metafiziğe dayayan Kant şöyle yorum yapmıştır. ‘’İnanmaya yer açmak için kendi bilgilerimden vazgeçtim.’’ 1781’de Kant büyük bir ün kazanarak en önemli eseri ‘’Salt Usun Eleştirisi’’ adlı kitabını yayınladı. Ve hemen ardından ‘’Pratik Usun Eleştirisi’’ yayımladı. 1790’da ise ‘’Yargı Gücün Eleştirisi ‘’ adlı eserini dünyaya sunmuştur. Bu üç eseri onun felsefesinin üç binek taşıdır adeta. Daha sonraki yayınlanan öteki çalışmaları  düşünce, bakış açısı olarak ele aldığı sorunlar niteliğinden daha da farklıdır. Yazılarında devasa egemenlik sınırlar içindedir. Ve eleştiri öncesi ve eleştiri sonrası olmak üzere iki dönemi olduğunu söylemekte ve gerçekten var olduğunu bize yansıtmaktadır Kant. İlk olarak Wolff ve Leibniz felsefenin sınırlar içeriğindedir. Bu iki bilgin düşüncelerini ve onları tamamen güncelleyip yeni döneme uygun hale getirip yeni bilgilerde katarak büyüleyici metafizik ve varlık düşünceleri ortaya atmıştır Kant. Onları bir eleştirmiştir ve sonrasında kendi döneminden sonra gelecek olan doruk düşünceleri ortaya atmaya başlamıştır. Yani açıkcası gelecek dönem doruk düşünce olmaya adaydır kendisi. Kant’ın ilgilendi alanlar aynen şöyledir. Gökbilimi, Matematik, Fizik, Coğrafya ve Metafizik. Bu dalları kullanarak bu alanların hepsini ok işaretiyle felsefeye çekmiştir kendisi Kant. Eserlerinde öncelik ölçü, odak, akıl gibi bir sürü kavram olup geniş alana sahiptir. Ve akla gelebilecek tüm felsefe dallarının her kavramını açıklamıştır. Bu kavramsal  açıklama sorunların temel ilkesi de akıl olduğunu söyler kant bize. Ve ‘’Hume beni dogmatik uykularımdan uyandırdı.’’ Der Kant. Kendisinden önce gelen Avrupalı düşünürlerin etkisindedir. Ve bu cümleyi kendi ağzıyla yeri geldikçe söylemiştir. Ama bu da onların izini düşünmeden takip ediyor diye de hemen düşünülemez. Odaklanması gereken en büyük sorun bilgidir. Ve üç kavram üzerinde yoğunlaşır, Duyarlık, anlık, akıl. Bu kavramların uzaktan yakından duyu organlarıyla algılanacak gibi bir ilgisi yoktur. Ve bu kavramların a priori bir nitelik taşıdığını da söyler Kant. Ve bu bilgiler deneycilik yani empristtik bir şekilde elde edilmediğini de söyleyerek başka olmayan bir şeyi de iddia eder Kant. Ve bunlar kökeni de belli olmadığını da iddia eder. Deneyler her zaman koşullarla kısıtlanır. Bilgi olmasının asıl nedeni de budur diye diyerek anti eleştiride eder. Bunlar deneyden gelmemiştir. En fazla a priorik niteliği taşıyan iki bilgi vardır. Onların birisi zaman diğeri ise uzaydır. Bunlar olmadan duyu bir varlık söz konusu olamaz. Ancak uzayla uzayla, zaman kavram değil birer görüdür. ‘’Görüsüz kavram boştur!’’ Matematik uzayla mekanik ile ilgilidir. Kant odak sorununu Salt Usun Eleştirisinde Aşkın estetik bölümünde yer almıştır. Ve son biçimini vermiştir. Tabiî ki o dönem için Kant bu noktada şöyle düşünmüştür.’’Bütün bu bilgiler deneyle başlar’’ ancak bütün bilgilerin kaynağı deneydir diye anlamına gelemez der Kant. Çünkü a priori şeylerde vardır. Uzay ve zaman gibiyle kesin bir bilgide yargı niteliklidir. A postreriori deney-sonrası demektir. Ve bu bilginin çoğunu aydınlanmış halidir. En ufak ayrıntıya bile deyer. Nesne tanımlanırken yer kaplar.  Nesnenin böyle bir tanımı olması onun çözümsel olduğunu gösterir. yani hafif nesne denilirse oradaki nesnenin hafif olduğu anlamındadır. Matematik tamamen akıldır (usdur). Mesela iki nokta arasındaki en kısa yol doğru çizgidir. Bu cümledeki nokta, yol ve doğru dışındaki kavramların hepsi a prioridir. Bu sorunun kesin cevabı deneyerek bulunamaz. Çünkü iki nokta arasında sınırsız kez yol çizilebilir. Ve bir önermeyi deneyerek (amprist) bir şekilde bulmak istiyorsanız. O önermenin doğruluğunu her yolla yani her ihtimali denemelisiniz. O yüzden iki çizgi arasındaki en yakın yolu bulamazsınız. Kant ‘’Görgüsüz kavramlar boş, kavramsız görgülerde boştur.’’ Der. Yani kavramlar fonksiyonel olarak insanlar için olabilir. Ve bu tür sorunları Kant 4 başlıkta incelemiştir; Bağıntı, nicelik, nitelik kiplik ve bütünlük neden etki. Salt aklın eleştirisi kitabında bunlar hakkında detaylı olarak çizelge vermiştir. İnsanların çözemediği ama yapısı gereği bırakamadığı şeyler vardır. Bunlardan bir tanesi metafiziktir. Ve bunlara verdiği ad ide’dir. Diyalektiğin başı Kant’dır. Çözümsüz sorulara anitomi denir. Çatışkının sorun kaynağı evreni açıklar. Hegel Kant’ın diyalektiğini pek içten onaylamaz. Ama Hegel Kant’ın diyalektiğine bir şeyler ekleyip devam ettirmiştir. Cevabı olmayan iki sorun bölünme ve özgürlüktür. Çatışma sorunun var olduğunun en baştaki sebebi tanrı varsayımlarıdır. Usun sesi olduğu için duyguları da vardır. Güzeli oluşturabilen kavramların hepsi tümeldir. Kant bilgileri usun ışığı altında toplamak istemiştir. Usun gücü yetmese bile. Ayrıca şöyle bir sözü de vardır. Kant’ın ‘’Sağlıklı us için ideal bir felsefe’’ der yetinir Kant. Kuramsal akıl yalnızca düşünmeye teşvik ettiği için nesnel bir yargı olamamıştır. Özgürlük tam bir ahlak yasasının koşuludur. Ama tanrı ve ölümsüzlük isteğinin sebebi ahlak değildir. Bu ideler Salt akla koşul olmaya çalışmasındandır ancak. Pratik ile kuramsalı bazıları farklı dese de Kant kuramsal aklı ve pratik çalışan aklı birbirleriyle çoğu yönde bağdaştırmayı başarmıştır. Ve üstüne şöyle bir sözü de vardır. ‘’ Kuramsal us ile pratik us birleşince ortaya muazzam bir şeylerin çıkmasından kaçınılamazdır’’.